|
 |
Kuzey Kıbrıs'ta gerçekleşen erken seçimler geçtiğimiz yıllara oranla zayıf ve heyecansız geçti. Yedi partinin yarıştığı seçimlerde katılım oranı 1 yıl önceki seçimlere göre 6 puan düştü ve %80 oranında gerçekleşti. Seçim sonuçlarında ortaya çıkan tablo şöyle görünüyor: Çözüm ve Barış güçleri toplamda oylarını arttırdılar. Geçen seçimlerdeki %49,5'i aşarak bu seçimlerde toplamda %53'e denk gelen bir oran tutturdular. Bunun yanında CTP güçlü bir hükümet oluşturma şansını yakaladı. Buna karşılık parlamentoda sol bir muhalefet partisi kalmadı. Kıbrıs'ta yapılan hiçbir seçim, hiçbir zaman dengeleri değiştirmemiştir. Sokak boyutu eksik olan tüm seçimler gibi karşılıksız bir ses olarak kalmıştır. Nisan aynıdaki cumhurbaşkanlığı seçimleri de böyle olacaktır.
Sendikalar, partiler ve gençlik örgütleri “somut günlük hayat” üzerinden değil de daha çok “soyut barış söylemi” üzerinden bir ilişkiye sahipler. Bu da ses getiren ortak eylemlerin olmasında en önemli engellerden birisi. 30 yıllık bölünmüşlüğün ve dil probleminin etkileri ile birleşince “ortak mücadele” sadece sloganlarda kalan bir şey oluyor. İki yanda bulunan örgütlerin hem sıkıntısı hem de şansı olan olgu ise şu: Güneydeki mücadele geleneği daha çok Avrupa tarzı kampanya örgütleme ve medyayı kullanma yöntemlerine dayanıyor. Kuzeydeki gelenek ise birebir ilişki, mahalle mahalle insan örgütleme üzerinden kuruluyor ve güney ülkelerine benzer bir pratiğe sahip. Bu farklı tarzarın biraraya gelmesi çok zor olduğundan bir sıkıntı yaratabiliyor. Ancak aynı sıkıntının Dünya Sosyal Formunda bir araya gelen Kuzey ülkeleri ile Güney ülkelerinin muhalif hareketlerince de yaşandığını düşünürsek bunun nasıl bir şans olduğunu da görebiliriz. Kıbrıs'ın bütünleştirilmesi yolunda, sol güçler bu tarzlarını alternatif küreselleşme mücadelesi yolunda aynı potada erittikleri takdirde, canlı, diinmaik ve kıbrıs coğrafyasının sınırlarını aşan bir mücadele yaratabilirler.
Kendiliğinden gelişecek bu sürece ister istemez tüm parlamento dışı sol partiler kitlesel katılım sağlayacaklar. Süreç onları bunu yapmaya zorlayacak. Önemli olan nokta, bu mücadele içinde samimi bir duruşa sahip olan unsurların, yükselen bu ivmede hatırı sayılır bir güç biriktirmeleridir. Küreselleşme karşıtlığını bir politik tercih değil, bir varoluş biçimi olarak benimseyen insanları çoğaltmak ve örgütlemek. Bizim yapmaya çalışacağımız şey de bu olacak. Mücadele yeni başlıyor...
[ Kıbrıs Indymedia / Türkçe ]
haberin tümü
Kıbrıs'taki seçimler konusunda İstanbul Bağımsız Basın Merkezine aktarılan
bir yazıyı yorumsuz olarak yayınlıyoruz:
Bu yazıyı yazmak için fikir danıştığım
bir dostum bana "son zamanlarda bu destek azaldı falan ama, son
zamanlara kadar Kıbrıs Türklerinin ezici çoğunluğunun
Türkiye'nin orada olmasını istemediğini söylemek zor"
dedi. Ele almak istediğim ve Türkiye’nin kendimce "ilerici"
diye adlandıracağım kesimine ulaştırmaya çalışacağım
konuya uygun olduğu için buraya aldım. Bugün Radikal'i okurken
İsmet Berkan'ın yazısı da "güzel örnek" dedirtti.
Sık sık “Kıbrıs sorunu çözülmeli, derin devletin
kontrolundan çıkmalı, statükoculara karşıyım”
diyen birisi olarak "ilerici" kesimdendir demek isterdim ama diyemiyorum.
“1974'de Kıbrıs Türklerini kurtarmaya gittik” demekten
“davayı 1995'de kaybettik” demeye kadar "sulandırılmış"
devlet tezi savunuculuğu yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin
Kıbrıs’taki politikalarının Kıbrıs halklarının
en basit haklarının, uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğunu
söyleyemiyor. “İşgalci durumuna düştük’ diye sitem
ediyor. Kıbrıs Türkleri ta 1981'de "kader seçiminde" vaad edileni
yapmışlardı. Denktaş'ı destekleyen partiyi (UBP'yi)
devirmişlerdi. Muhalefet koalisyon için anlaşıp iktidara talip
olmuştu. Olabildi mi? Hayır. Niye? Çünkü Türkiye'deki askeri cunta
buna izin vermemişti. Onun Kıbrıs’taki işbirlikçileri
hak hukuk tanımadan hükümet kurulmasına engel olmuşlardı.
Sonunda, "bazıları" ikna olmuş, taraf değıştirip
UBP iktidarına yol açmışlardı. Seçimlere ümit bağlarken
geçmişten ders almak lazım. haberin
tümü
Lefkoşa'da 2 Aralık sabahı Güney Kıbrıs'ta çalışan Türk işçilerin Ledra Palace
Barikatından geçişleri engellendi. Vergi ile ilgili bir evrağı doldurmaları talep
edilen, evrağı doldurmayınca da geçişleri engellenen işçilerin bazıları barikatı
atlayarak geçti, ancak polisin BM yetkililerine durumu bildirmesi üzerine tutularak
kuzeye iade edildiler. Bunun üzerine Meclis binasına doğru yürüyüşe geçen işçiler,
öğlen yemeği için yanlarında bulunan sebze, ekmek gibi gidaları Meclis bahçesine
fırlattılar. İşçiler buradan Kuğulu Parka doğru yürüyüşe geçti. Kuğulu
parkta radyodan haberi duyup işçilere katılan halk, sendika başkanları ve parti
temsilcileri ile kitle büyüdü. 500-600 kişilik kalabalık “sakin olun”, “soğukkanlı
davranın”, “zaten seçimler’de gerekeni yapacağız” yollu telkinlere kanmayarak
Meclise doğru yürüme kararı aldı. Ancak polis sabahın erken saatlerinde olduğu
kadar hazırlıksız değildi. Bu yüzden Meclisin arka sokağından ilerleyen kortej,
Belça önünden Başbakanlık istikametine doğru yöneldi. Ticaret Bankasının önünde
Denktaş'ın arabası ile karşılaşan işçi kortejinin en önünde artık bir siyah
çelenk vardı. Ve üzerinde “Güney Kıbrıs Türk İşçileri” yazıyordu. Denktaş’ın
yuhalanması ile kitlenin coşkusu doruğa ulaştı. İşçiler ellerinde bulunan mala,
çekiç, kerpeten gibi aletleri sallayarak sloganlar atmaya başladılar. “Devlet
devlet dediniz hepimizi yediniz” diyerek başbakanlığa yönelen kortej, burada
kendilerini bekleyen polislerin karşısında durarak “Hoşt hoşt köpekler vatan
sizden ne bekler”, “işçiler burada, başbakan nerede” şeklinde sloganlarına devam
ettiler. Bir süre sonra işçilerden talep edilen verginin kaldırıldığı açıklandı ve eylem sona erdi.
[ Kıbrıs Indymedia ] haberin
tümü
Kıbrıs konusunda İstanbul Bağımsız Basın Merkezine aktarılan bir yazıyı okumak için: Kıbrıs'ta "alternatif bir hareket yaratılması gereklidir. Bunu tepedekilerin ve yıllardır tepeye yakın olanların yapacağı yok. Bunu hep beraber ipleri kendi elimize alarak yapmalıyız. Kıbrıs adasını bölünmüşlükden, militarizmden, o meşhur sorunundan kurtarıp bağımsızlığını, birleşmesini sağlamalıyız. Bunu Türkiye'deki demokrasi kavgası ile birlikde yürütmeyi başarabilirsiniz!"

İstanbul-bbm
(top)
|
|
|
 |
|