Filistin Ulusal Haber Merkezinin raporuna göre İsrail ordusu İntifadanın başladığı 29 Eylül 2000'den bu yana 4032 insanı öldürdü, 44.666 kişiyi yaraladı, buna ek olarak 8435 kişi sağlık ekipleri tarafından tedavi gördü. İntifada döneminde öldürülen çocuk sayısı 750, ayrıca İsrail ordusunun Filistinlilerin evlerine ateş açması sonucu 732 erkek, 262 kadın Filistinli yaşamını yitirdi.
İsrail ordusu Filistin güvenlik güçlerinin 344 üyesini, 817 öğrenci ve öğretmen öldürdü. Rapora göre 325 yerli Filistinli yargısız infaz şeklinde suikast sonucu öldürüldü. Aralarında çocukların, yaşlıların, hamile kadınların da bulunduğu 131 Filistinli kendilerini hastaneye taşıyan ambulansın veya araçların askeri denetim noktalarında bekletilmesi nedeniyle yaşamını yitirdi.
[ Uluslararası Ortadoğu Basın Merkezi | Filistin Indymedia ]
haberin tümü
İki aydır tutuklu bulunduğu Sivas Askeri Cezaevi'nde gördüğü işkenceler sonucunda fiziksel anlamda kötü görünen, topallayarak yürüyebilen ve yere yatırılarak zorla saçları kesilen vicdani/total retçi Mehmet Tarhan'ın duruşması 26 Mayıs 2005 günü sabah saat 09:00'da başladı. Avukatının Mehmet Tarhan'ın tahliye edilmesi talebine askeri savcının da katılmasına karşın mahkeme heyeti 2'ye karşı 1 oyla davanın 9 Haziran 2005 tarihine ertelenmesine ve Mehmet Tarhan'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Gerekçe olarak da, dava ile ilgili evrakların henüz gelmemiş olmaması, faksla gelen evrakları hakimin kabul etmemesi gösterildi. Ancak hakimin Mehmet Tarhan'ın "mahkemeyi tanımadığını" belirten sözlerinin tutanağa geçirilmesini istediği ve savcının da mutabık olduğu "tahliye" talebini bu gerekçeye dayanarak kabul etmediği tahmin ediliyor.
Mehmet Tarhan'ın duruşmasını izlemek üzere Sivas'a giden retçilerden Erdem Yalçınkaya, Mustafa Şeyhoğlu ve Ersan Uğur Gör mahkeme çıkışında polis aracına bindirilmek istendi. Birbirlerine kenetlenerek arkadaşlarının alınmasına engel olmak isteyen yaklaşık otuz kişilik gruba polisin müdahalesi sert oldu. [ video (karahaber) 1 | 2 ] Yaralananlar adli tıbba, gözaltına alınan 9 kişi ise Oğuz Erduran Karakol Amirliği'ne götürüldü. Bu sırada Mehmet Tarhan'ın tutuklu bulunduğu askeri cezaevinde ölümle tehdit, kötü muamele ve dayak olaylarını protesto etmek için açlık grevine başladığı haberi geldi.
[ Savaşkarşıtları | Anarsi.org ]
haberin tümü
Dünya Vicdani Retçiler günü kapsamında ilki geçtiğimiz sene İstanbul´da düzenlenen Militurizm´in bu yıl ikincisi İzmir´de gerçekleştirildi. Etkinliğe İzmir´in yanısıra İstanbul, Ankara, Sivas, Kocaeli gibi şehirlerden gelenlerle birlikte yaklaşık 120 kişi katıldı.
Etkinlik, toplu asker uğurlamalarına sahne olmuş Basmane Garında buluşularak başladı. Burada yapılan açıklamadan sonra "en büyük retçi bizim retçi" sloganları ile retçi karşılaması yapıldı.
Eylemde ikinci durak Kadifekale oldu. Burada Kadifekalenin tarihini anlatan açıklamalar yapıldı. Total retçi Ömer Sezer, Kadifekale'nin yaşanmış, yaşanan savaş yüzünden doğudan göç etmek zorunda kalmış Kürtlerden oluştuğunu belirtti. Açıklamalardan sonra grup pankart ve sloganlar eşliğinde semt içinden geçen bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüş çevre halkı arasında destek buldu, zaman zaman ortak sloganlar atıldı.
[ Savaşkarşıtları | Anarsi.org ]
haberin tümü
Sivas Askeri Cezaevinde tutuklu bulunan anarşist eşcinsel total retçi Mehmet Tarhan'ın avukatı Abdullah Öztürk, müvekkiliyle yaptığı görüşmelerin ardından şu açıklamada bulundu:
"Mehmet Tarhan 27 Ekim 2001 tarihinde Ankara'da yaptığı total ret açıklamasında 'Savaşın insan kaynaklarını kurutun' demişti ve şu anda da sivil itaatsizlik eylemini sürdürmekte. 5 Eylül 2004 tarihinde Ankara Sıhhiye Orduevi yanında düzenlenen Vicdani Retçiler/Total Retçiler Pilav Günü etkinliğinde okuduğu basın açıklamasından dolayı, ağır ceza mahkemesinde kendisi ve diğer iki total retçi hakkında soruşturma başlatılmıştı. Bu soruşturmayla ilgili olarak ifade verme çağrılarına itaat etmemiş ve savcılığa gitmemişti.
TÜYAP Kitap Fuarı'nda çalışmak üzere gittiği İzmir'de, 8 Nisan günü sabah 05'de kaldığı otelden gözaltına alınan Tarhan, yaklaşık otuz altı saat kötü koşullarda tutulmuştur. Burada tutulduğu süre içerisinde kendisine sunulan her türlü belgeyi imzalamayı reddetmiş, daha sonra 10 nisan günü Tokat 48. Er Piyade Eğitim Alayı'na mevcutlu olarak sevk edilmiştir. Burada da askeri giysi giymeyi ve kendisine verilen her türlü emri reddeden Tarhan 88. madde'den dolayı, 'Askerlikten Kurtulmak İçin Emre İtaatsizlikte Israr' suçlamasıyla Sivas Askeri Mahkemesi'ne sevk edilmiş ve mahkemeye kadar Sivas Askeri Cezaevine konulmuştur.
[ Fotoğraflar | Olayın öncesi | Savaşkarşıtları | Anarsi.org ]
haberin tümü
İsrail'in Nakab çölündeki nükleer faaliyetlerini dünyanın öğrenmesi artık sadece bir zaman meselesiydi. 1986'da Demona nükleer tesisinde çalışan bir bükleer teknisyen, Mordechai Vanunu, herkesin zaten bildiği gerçeği London Sunday Times gazetesine gönderdi. İsrail'in komşu ülkelerden kendini korumak için geliştirdiği nükleer silah programları vardı. İsrail, nükleer silah programları olduğunu sürekli reddetmesi nedeniyle uluslararası sahnede kendisini zor duruma sokabilecek olan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasının (NPT - Non Proliferation Treaty) bir katılımcısı değil. Mamafih uluslararası toplum bu konuyu görmezden geldi. Fakat asıl konu İsrail'in bu programları yürütmeye izni olup olmadığı değil, nükleer faaliyetlerin sonuçları. Daha açık söylemek gerekirse, İsrail 56 yıllık işgalin üzerine Filistin halkına ne yapmak istiyor?
Demona açıldığından beri, bu nükleer tesisten çıkan atıkların, El Halil'in (Hebron) Güney kesiminde, El Dahriyè adında bir Filistin köyün civarına döküldüğü yolunda bilgiler var. Önce zeminde büyük çukurlar açılmış, ardından çukur suyla dolduruluyor ve üstü çimentoyla kapatılıyor, bu çimento zemine ise sahte kayalar çivilerle sabitleniyor. Çevredeki köylerde yaşayanlar bu tehlikeli uygulamayla ilgili bilgilendirilmiyor. Bunun yerine nükleer radyoaktiviteye maruz kalmanın doğrudan etkileri sonucu köy halkında ortaya çıkan sağlık sorunlarıyla farkediyorlar bu durumu. El Dahriyè köyünde bulaşıcı ve ölümcül bakteri görülen 452 vaka kayıtlara geçti. Bu 452 vakanın 70'inde kanser var. Bu süreçte sadece kanser vakalarında %10'luk bir artış yaşandı. Ayrıca son dört ay içinde sakat doğumlarda %300'lük bir artış görüldü. Kısırlık artışı, kendiliğinden kürtajlar, belirtisiz saç dökülmesi vakaları gün geçtikçe artıyor.
İsrail devleti kendi kaynaklarına bu haberi sır olarak saklamaları için büyük baskı yapıyor, fakat bu bir devlet meselesi değil, önemli bir küresel mesele. Uluslararası toplum Yaşama Hakkını savunmak ve bu hakkı çiğneyenleri cezalandırmak sorumluluğunu taşımaktadır. Gerçek şu ki İsrail ne olursa olsun istediği gibi davranmaya devam ediyor. Fakat bu sorun tüm insanların sağlığını ve yaşadıkları çevreyi doğrudan ilgilendiriyor.
[ Electronic Intifada | Filistin Indymedia | İsrail Indymedia | Ma'an Development Center ]
haberin tümü
Geçtiğimiz iki yıl içerisinde Filistin topraklarındaki ayrım duvarının inşaasına karşı şiddetsiz direniş hareketi genişledi ve Filistinliler-İsrailliler-Enternasyonel otkökü gruplarının dayanışması ve ortak eylemlilikleri için çeşitli alanlar yarattı. Duvar hattı boyunca, kendilerini topraklarından ayıracak ve göçe zorlanmalarına neden olacak duvarın inşaatına karşı şiddetsiz eylemler bir köyden diğerine sıçradı. Sürekli duyurulmasına karşılık dayanışmayı gerçekleştirmek oldukça zor, çünkü İsrail ordusu hareketin bir köyden bir diğerine geçmesine izin vermiyor.
Protestoların son odak noktası Bil'in köyüydü, 21 Nisan 2005 Perşembe günü tüm köy halkının, İsrailli ve uluslararası barış aktivistlerinin desteğiyle gerçekleştirdiği şiddetsiz protesto, silahlı saldırıyla karşılık gördü. Son 6 ay içinde yüksel ordunun tepkiselliği yükselirken, İsrail medyası da Sharon ve Bush'un "barış" sürecine odaklandı, 21 Nisan'daki saldırının sonuçları yine beklenmedik olarak kabul edildi. Ordu köye baskın düzenledi, göstericilere gözyaşartıcı gaz ve (İsrail ordusunun gerçek mermi olarak kabul etmediği) lastikle kaplanmış gerçek mermileri kullanarak saldırdı.
Haberler (ing.): Bil'in - savaş alanı | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7
[ İsrail Indymedia ]
haberin tümü
Sivas Askeri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Mehmet Tarhan'a destek vermek ve 28 Nisan'da yapılacak mahkemesini izlemek üzere İsrail'den gelen retçi Eldad Zion "İsrail Toplumunu Sivilleştirme Hareketi" olarak tanımladıkları New Profile oluşumunu anlattı.
1998 yılında kendilerini "Bir grup feminist kadın ve erkek" olarak tanımlayan bir bildiri kaleme almışlar ve "peki ama kimse savaş istemiyorsa barış neden bir türlü gelmiyor" diye sorarak başlamışlar.
Bunun olası nedenleri olarak da şunları sıralamışlar:
- Sorunları kuvvet kullanarak zorla çözme yolunu benimseyen İsrail kültürü ve bu kültürle beslenen medya.
- Evrensel insan haklarını hiçe sayan maddeler barındıran ve zorunlu askerlik hizmetine ve haliyle savaşçı bir orduya olanak tanıyan İsrail kanunları.
- Başta Filistinliler, yoksullar, göçmenler gibi "ayırım yapıcılar"ın hala var olması.
İşte "New Profile" hareketi, hangi nedenle olursa olsun savaşın bir seçenek olmaması gerektiğini savunuyor. Militarist toplum yerine sivil toplumu, işgalci ulus yerine beraberce, kardeşçe yaşayan halkları öne çıkartıyor.
www.newprofile.org
haberin tümü
Sivil ve askeri Çokuluslu Birleşmiş Milletler barış gücü mensuplarının Kongo'da, korumak iddiasında oldukları yerel halka karşı ciddi cinsel suistimalleri sürüyor. Sivil toplum kuruluşları ve gözlemciler 59 Kongolu kadının fuhuş ve tecavüz sonucu Uruguay ve Fas ordularının mensuplarından hamile kaldığını tespit ettiler.
BM yetkilileri konu ile ilgili ciddi suçların varlığını kabul ediyor, fakat bu tecavüzlerin durdurulması için etkili önlemler alınması veya kurbanlar için adalet mekanizmasının çalıştırılması için halen harekete geçmiş değiller.
Olanları doğrulayan BM belgelerinin günışığına çıkmasına rağmen, Uruguay devleti tecavüzlerle ilgili doğrudanaldıkları bir haber olmadığını açıkladı. Uruguay'daki politik partilerin hiçbiri bu tecavüzleri protesto etmedi ve bu suçlarla ilgili herhangi bir soruşturma için başvurmadı. Dahası ABD ve Fransa, daha sonra da BM himayesinde Brezilya'nın demokratik seçimlerle iktidara gelen başkan Jean-Bertrand Aristide'yi deviren askeri darbeyi desteklemek için müdahale ettikleri Haiti'ye de "barış taburları" göndermek için sunulan önergeyi açıkça destekliyorlar. Devletin eylemleri ve resmi sessizlik politikası, insan haklarına bir kez daha saldırıyor.
[ Uruguay Indymdia | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 ]
haberin tümü

İstanbul-bbm
(top)
|